Başarı Hikayesi – Müge Ergüleç - Zmcexport ve Mughe Gourmet Kurucusu
2013 yılında Müge Ergüleç tarafından kurulan https://www.mughegourmet.com ve http://zmcexport.com, Türkiye’ye özgü lezzetleri dünyanın birçok ülkesine taşıyor. Lokum, pişmaniye, zeytinyağı, meyve kurusu ve Türk kahvesi gibi lezzetleri özel bir sunumla dünya pazarlarına sunan MugheGourmet’in mimarı Müge Ergüleç, e-ihracatta başarı hikayesini anlattı.
Zmcexport ve Mughe Gourmet hakkında bilgi paylaşabilir misiniz? Bu siteleri ne zaman kurdunuz?
ZMC Dış Ticaret ve Mughe Gourmet, 2013 yılında kuruldu. Amacımız; Türkiye’ye özgü lezzet zenginliklerini tüm dünya ile paylaşmaktı. Bunun için bir yol seçip çalışmaya koyulduk.
Türkiye’ye özgü lezzetlerden nasıl bir başarı hikayesi çıkardınız?
Biz lezzetlerimize en başından güvendik ve dünyanın uzak köşelerinde de sevileceğine inandık. Bunun için doğru imaj ve doğru ambalajın çok önemli olduğunu fark ettik. Global olarak sevilebilecek bir marka yaratmaya çalıştık. Bunun sonunda da El Salvador’dan Brunei’ye, Amerika’dan İngiltere’ye lezzetlerimizi ihraç eden bir noktaya geldik.
E-ihracat serüveninizi dinlemek istiyoruz. E-ihracata nasıl başladınız Hangi ülkelerde varsınız?
Hayal ettiğimiz uzak hedeflere nasıl ulaşabileceğimizi araştırırken en yakın çözümün global pazaryerleri ve kendi e-ticaret sitemiz olduğunu fark ettik. Bu metotla çalışmalarımıza daha hızlı karşılık bulduk ve kendimizi daima e-ticaret alanında geliştirme kararı aldık.
Sizin için e-ihracatın önemi nedir?
E-ihracat bizim için özgürlük ve maksimum fayda demek! Sadece kendi firmamıza kazanç sağlamak değil; ama çalıştığımız paydaşlarımıza ve ülke ekonomimize elimizden gelen en olumlu katkıyı sağlamak anlamına geliyor.
E-ihracat yaparken karşılaştığınız sorunlar nelerdir?
Her ülkenin farklı gümrük kurallarının, farklı tüketim alışkanlıklarının ve farklı beklentilerinin olması… Hepsi için çok fazla bilgi, dikkat ve takip gerekiyor. Yeni bir şey öğrenmediğimiz hiçbir gün olmuyor. Her gün işe yeni başlamış gibiyiz diyebilirim.
Ödeme almada ne gibi sorunlar yaşadınız veya yaşıyorsunuz? Nasıl çözümler geliştirdiniz?
Biz açıkçası bu noktada çok sıkıntı yaşamadık. Payoneer, Hyperwallet ve Iyzico gibi aracı kurumları kullanıyoruz.
Hedef kitleniz ve hedef ülkeler hangileridir? Hedef ülkeyi nasıl belirlediniz?
Ana pazarlarımız ABD ve İngiltere olmakla beraber biz tüm dünyaya ürünlerimizi satıyoruz. Hedef ülkeleri, öncelikle öğrenmemizin en kolay olabileceği koşullara göre seçtik. Bildiğimiz en iyi dilin İngilizce olması sebebiyle…
Yurtdışında deponuz var mı? Lojistik veya kargo sistemi nasıl işliyor?
Evet, yurtdışında depomuz var; ama aynı zamanda buradan da dünyanın her yerine uçakla servis yapıyoruz. Sevkiyat süremiz uzak mesafede 2-3 gün, Avrupa’ya ertesi gün oluyor. Sezonsal olarak Amerika’ya dahi ertesi gün teslimat yaptığımız oluyor.
İade alıyor musunuz? Gıda ürünleri için iade çözümleriniz nelerdir?
Gıda ürünlerinde iade almanın çok manası olmuyor. Açıkçası memnuniyetsizlik durumunda ücret iadesi ile ürünü müşteride bırakıyoruz.
Beş 5 yıl sonra e-ihracatta hangi konuma gelmek istersiniz?
Sadece local lezzetler alanında değil global markalar ile beraber yarışan bir marka olarak tüm dünyada çok daha iyi bilinir olmak istiyorum.
E-ihracat yaparken ne gibi devlet teşviklerinden faydalandınız?
Şu anda dijital reklam teşvikleri konusunda sürecimiz devam ediyor. Özellikle Amazon alanında başvurumuz ilk olduğu için kendimizi anlatmak için çok büyük çaba sarf ediyoruz. Umarım bu süreç özellikle bir ilk olması sebebiyle olumlu sonuçlanır.
E-ihracat yapmak isteyen firmalara önerileriniz nelerdir?
E-ihracat; güncelliğin, teknolojinin ve değişimin çok ritmik takip edilmesi gereken müthiş dinamik bir konu. Devamlı olarak araştırma, öğrenme ve ısrarcılığın anahtar olduğunu düşünüyorum. Elimizin altında internet varken özellikle İngilizce bilen kişilerin yenilikleri öğrenmek ve sektörün bir yerde ucundan tutmamak gibi bir lüksü olmamalı. Yeterli istek varsa zincirler kırılır diye düşünüyorum.
Çocuklarınıza hangi işi yapmalarını önerirsiniz?
Çocuklarıma mutlaka teknoloji ile işbirliği içinde olabilecekleri ve girişimci olabilecekleri işler yapmalarını öneririm. Benim çocuklarım 8 ve 10 yaşında; dolayısıyla onlar büyüdüğünde teknolojinin çok başka noktalarda olacağını düşünüyorum. Öngöremeyeceğimiz hevesleri olabilir; ben sabit düşüncelere takılı kalarak kendilerine iş yaratmaktan mahrum olmamalarını umarım. Tabii şunu unutmamak gerekir ki; iş hayatı insanın sadece sevdiği şeyleri yapmasından geçmiyor. Dolayısıyla iş hayatına çok romantik bakarak sadece sevdikleri şeyi bulmaya çalışarak değerli bir zaman da boşa harcanmamalı derim.